21 Mart 2010 Pazar

over-(al)ready.

Günlerdir gecenin bir köründe yatıp, sabah da oldukça erken uyanıyorum. Yorulduğumu hissedebiliyorum her bir yerimde ama uyumak da istemiyorum. Uyurken bir şeyler kaçıyormuş gibi geliyor, zaten hep sabit dururken ben hayat geçip gidiyor, bari buna uyuyarak katkıda bulunmayayım diyorum. Bir de yeni başlayacak günlerden korkuyorum. Gece, odamda yalnız başıma mutluyum (!) ben, lafın gelişi tabi, ama en azından rahatım be blog. İnsanlarla uğraşmak istemiyorum. Bugün neler olacak bakalım, yolda nelerle karşılaşıcam, okulda kimler yine ne gibi salaklıklarda bulunacak diye düşünmek is-te-mi-yo-rum! Biliyorum ki yatsam gözümü kapatıcam ve anında sabah olacak. Hazır değilim belki ben güne başlamaya? Neden gün kendi kendine başlamak zorunda ki? Beni beklese biraz da, beraber kararlaştırsak, ben kendimde o gücü bulunca başlasa her şey. Tatillerin belki de tek sevdiğim yanı gün ben uyanınca başlar diyebilme lüksü zaten.

Sing me to sleep, sing me to sleep. I'm tired and I, I want to go to bed... Sing me to sleep, sing me to sleep and then leave me alone. Don't try to wake me in the morning 'cause I will be gone. Don't feel bad for me... I want you to know, deep in the cell of my heart I will feel so glad to go. Sing me to sleep, sing me to sleep. I don't want to wake up on my own anymore... Sing to me, sing to me... I don't want to wake up on my own anymore. Don't feel bad for me... I want you to know, deep in the cell of my heart I really want to go. There is another world, there is a better world...Well, there must be, well, there must be, well, there must be... Well, there must be... Well ... Bye, bye, bye, bye. Bye ...

Bu şarkı beni ağlatıyor, hep aynı yere gelince, "well there must be...", başka türlü bir şey sendromu bu, var başka bişi, başka bir varoluş, başka bir dünya, yaşam, evren. Çünkü olmak zorunda. Başka açıklaması yok, inanmak istediğim ve inanabildiğim tek şey bu. Hayat bu kadar olamaz, olmamalı. Bir yerlerde bir şeyler beni bekliyor olmalı, gördüğümde bulduğumda dokunduğumda, evet, işte hep aradığım şey, sonunda buldum seni, diyebileceğim. Biliyorum, görünce beni hep tanıyordum diyeceksin. Rüyalarımda hep sen vardın, hep tanıyordum diyeceksin. Okuduğum her cümlede, konuştuğum her insanda, gördüğüm her güzellikte... Sen de varsın, sen hep varsın... Sadece aşk anlamında da değil bu. Bir fikir, bir eşya, bir amaç, bir umut ya da bir inanç. Hep var olan ama bir türlü göremediğim o şey.

Hiç yorum yok: