27 Mart 2010 Cumartesi

...

Garip günler bunlar, blog. Gecesi gündüzüne karışmış, hiçbir şeyi kesin ya da belirli olmayan kararsız günler bunlar. Sonu bir yere varacak elbet, ya da en azından ben öyle umuyorum, ama şimdilik pek de umursamıyorum varış noktamı. Sonuçta gidiyor muyuz, gidiyoruz. Durdurabilir miyim, durduramam. Olmuyorsa olmuyor işte, zamana takılıp akıyorsun.
 
"Alice: Would you tell me, please, which way I ought to go from here?
The Cat: That depends a good deal on where you want to get to.
Alice: I don't much care where.
The Cat: Then it doesn't much matter which way you go.
Alice: …so long as I get somewhere.
The Cat: Oh, you're sure to do that, if only you walk long enough."
 

Bazen keşke bir de kedim olabilse diyorum, alerjim olmasa alırdım bi tane eve heralde. Köpekler daha çocuksu - yaşlı da olabilir - garip bir sakinlikleri var, sürekli güvenle, umutla bakıyor gözleri. Daha çok kediye benzemek lazım. İnsanlara o kadar güvenmemek, biraz daha akıllı olmak lazım. 

Hiç yorum yok: