22 Şubat 2010 Pazartesi

dead man walking.

Ben bugün galiba öldüm. Yorgunluğun ötesinde bir yerdeyim şu anda, hem fiziksel hem de ruhsal olarak. Yarın ise... nasıl anlatsam, hem gelsin istiyorum bir an önce hem de hiç gelmesin istiyorum. Yarından korkuyorum. Yarından sonrası için hiçbir umudum kalmaz diye ödüm patlıyor. Bir yandan da yeter artık diyor içimdeki ses, yeter. Ne olacaksa olsun, ne göreceksen, ne düşüneceksen düşün de kurtul artık diyor. Kendin ettin kendin buldun diyor bir de pis pis gülerek. Daha baştan neye bulaştığını biliyordun, ben sana söylemiştim dediğinde iç sesimi boğazlamak, sonsuza dek susturmak istiyorum, çünkü çok ama çok haklı. En başından biliyordum neler olacağını, nasıl acı çekip boşuna umutlanıp umutlarımı yıkıp ağlayıp tek bir kelime bir şarkıyla mutlu olacağımı ve bilmeme rağmen, kontrollü olursam eğer, çok bağlanmama izin vermezsem, belki de çok acı çekmem diye düşünerek, kendimi kandırarak, yalan üzerine yalan söyleyerek kendime, susturmaya çalışmıştım beynimde bunu kendine yapma diyen sesi. Kabuğumdan çıkabilir miyim diye düşündüm, kafamı uzattım, başıma taş yağdı. Saklanıyorum şimdi. Yarın geçse de yine saklansam, çünkü onun yanındayken arkasına saklanabileceğim kalın perdem birden bire ince bir tüle dönüşüyor, çırılçıplak görünmekten korkuyorum. Ah şu yarın bir geçse... bunların hepsi geçse.

Hiç yorum yok: