Geldim. Bugün 4 gün olacak neredeyse, kayboldum, buldum, korktum, yoruldum. Ama bir şeyleri kendi başıma halledebileceğime olan temelsiz güvenimi haklı çıkardım bence. Yarın önümde yeni bir macera var beni bekleyen. Sonra oda arkadaşım gelecek pazartesi. Bekarlık sultanlıktır modu bitiyor anlayacağın. Keşke yalnız kalsam hep. Keşke hep bu şekilde dünü, yarını düşünmeye anca geceleri vakit bulabilsem.
Yabancıların, karşılık beklemeden iyi kalpli olabildiklerini gördüm, mutlu oldum.
Ama onu çok özledim. Öyle böyle değil hem de. Durduk yere aklıma geliyor, şu anda eninde sonunda eve dönecek olmak çok da hoşuma gitmese de, buradayken onunla karşılaşma ihtimali bile olmaması beni üzüyor. Evet, o kadar acınasıymışım ben meğer. Biriyle sırf karşılaşabilme ihtimalini sevmişim, sırf merhabalaşma ihtimalini.
Dönmek istiyorum ki ona sarılabileyim. Zaman geçsin istiyorum ki o bana yazsın.
Beni özlesin istiyorum. Benim onu özlediğimin yarısı kadar özlese yeter üstelik. Keşke burada olsa desin istiyorum.
Ama bir yandan dönmeyi de hiç mi hiç istemiyorum.
Henüz ailemi pek özleyemedim. Özgürlük duygusu çok daha ağır basıyor, Bilimeyeni beklemek de.
Döndüğümde nasıl bir insan olacağımı, değişip değişmeyeceğimi merak ediyorum. Döndüğümde, ona söyleyebilmeyi umut ediyorum aslında. Onu kaybetmekten korkuyorum evet, ama böyle çok mu iyi?
Hayat kolay olsa tadı çıkar mıydı? Zorken de çıkmıyor ya neyse.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder