23 Haziran 2010 Çarşamba

eksi hal.

Oda arkadaşım her gece sevgilisiyle internetten konuşuyor. Başka bir deyişle oynatmaya az kaldı, doktorum nerde? Kız da öyle güzel müzel değil ama, çıldıracağım o kesin. Kızın bişi yaptığı yok, bana son derece iyi davranıyor falan ama baktıkça hırslanıyorum burada.

Sonra üç adet negatif abla var işte. Neyse ki burada kalmıyorlar. Anladığım kadarıyla bu üçü beraber gelmişler, giyim tarzlarından saç modellerine kadar aynı üç tip. Sürekli bir şeylerden yakınıp öfleyip püflüyorlar. Beni bile gerdiler durduk yere.

Sonra, dönüşlerini 10 temmuz'a aldıran iki tip var. Yapamıyorlarmış, iş çok zormuş, yoruluyorlarmış, az para kazanıyormuşuz. E iyi de evladım, bize her gün kaç saat çalışacağımızı, saat başına ne kadar para kazanacağımızı söylemediler mi? Söylediler. O zaman niye yapmadın bu hesabı? Burada yaşam çok pahalıymış. Evet, pahalı. İdareli kullanın o zaman paranızı.

Ufacık nedenlerden kocaman dev boyutlu sorunsallar yaratan insanları anlamıyorum. Cidden, aklım almıyor. Değmez ki lan, değmez. Hayat yeterince kısa, evinden bu kadar uzaktayken neden zorlaştırıyorsun ki işini? Hayatında her şeyin hep çok mu kolay oldu ki şimdi bu kadar zorluk çekiyorsun? O kadar mı yüzeysel isteklerin vardı? Zengin mi olacaksın sandın? Ucuz iş gücüsün sen burada altı üstü, ucuz iş gücü. Kendini abartmana ne gerek var?

Öyle işte blog. Bugün ilk ride'ıma bindim. Yarın aslında boş günüm, gidip su parkına gitmek isterdim ama annemlerle konuşmam gerek saat 2'de. Önceden randevu vermeseydim, sabahın köründe kalkar giderdim. Onun yerine daha geç giden servis varsa ona binip, gece 10:45 servisiyle mi dönsem acaba... Bilemedim.

Hiç yorum yok: