6 Haziran 2010 Pazar

head hurts.

Sadece gözlerimi kapamak istiyorum şu an, bilgisayarın sesini kulaklarım zonklamaya başlayana kadar açayım, ne kadar hard rock, metal türünde şarkı varsa üst üste dinleyeyim. Beynimdeki uğultuyu anca böyle susturabiliyorum çünkü bu gece. Gitarlar cozurdadıkça kendi düşüncelerimi duymaz oluyorum, her sert bateri darbesinde beynim uyuşuyor, acıyan yerler hissetmemeye başlıyor.

Çok gürültülü kafamın içi. Fazla konuşuyor bu ara içimdeki burcular, kendi kendimi yiyip bitiriyorum. Gitme korkusu, gitme korkusundan kaynaklanan gidememe, hep kalma korkusu, arkamda bıraktıklarımın ben yanlarında olmasam da normal hayatlarına devam edeceklerini bilmem, bazılarının gideceğimi bile bilmemeleri, artık benim de söyleme ihtiyacı duymamam... Çok yakın bildiğin, hissettiğin kişilerle yıllardır iki çift kelime etmemiş olmak. Başlarda onlarsız yapamazken, şimdi onları hiç mi hiç hatırına getirmemek. Kendinin de diğer insanlar için benzer bir pozisyonda olduğunu bilmek.

Kimse vazgeçilmez değil. Kimse eşsiz, tek, yüce değil. Herkesin yerine başkası gelebiliyor. Aynı olmuyor tabi, bazılarının yeri çok zor doluyor, bazen hiç dolmuyor, ama o boşluk git gide daha az hissediliyor. Merak ediyorum, insanların hayatında yerim ne. Kimin gözünde gerçekten bir anlamım var, kim bana gerçekten değer veriyor. Öğrenmekten korkuyorum aslında bunun cevabını. Gidip döndüğümde istemediğim cevaplarla yüz yüze gelmekten korkuyorum.

Sürekli başım ağrıyor. Geceleri uyuyabiliyorum bu ara, üstelik sınavlarım da bitti. Buna rağmen her sabah deli bir baş ağrısıyla uyanıyorum sanki kafamı bütün gece duvarlara vurmuşum gibi. Belki de vuruyorumdur, kim bilir? Ama kafamın içinden çıkamadığım bir gerçek. Tıkıldım kaldım kendi sınırlarım içinde, kenardan köşeden zorluyorum, genişlemiyor. Başım ağrıyor. Başım çok ama çok ağrıyor.

Hiç yorum yok: