Bugün sırf sevdiğim bir kitabın zihnimdeki kalıntılarına ihanet etmemek için filmini izlememeyi tercih ettim. Anayurt Oteli'nden bahsediyorum yine. İşim falan çıktı bahane, istesem sıyrılırdım o işlerden bir şekilde elbette. Ama içim elvermedi, o yalnızlığın hakkını veremez gibi geldi film bana. Gitmedim ben de. Belki büyük hata ettim, bir daha nerede bulacağım bilinmez ama, oldu işte bir kere.
Hayatım hep böyle benim. Hayallerim ve tasarılarım gerçekleşmedikleri zaman beni daha çok mutlu edebiliyorlar. Platonik aşk hesabı. Hayatı platonik yaşıyorum bazen, fazlasıyla. Çektiğim acıyı seviyorum bir şeyleri özlerken, kavuşmanın hayalini kurarken.
Ama bir yandan da gitgide daha yalnızlaşıyorum. Yalnızlaşmak ve yabancılaşmak artık kanıksadığım şeyler olsa da, işte o kanıksama durumunun kendisi beni bazen rahatsız ediyor. Bir de isyan edesim geliyor o uyuşuk vurdumduymazlıktan sıyrıldığım anlarda. Loneliness be over, when will this loneliness be over?! diye haykırasım geliyor.
Muse'un Map of the Problematique dünyanın en güzel güftesine sahip şarkılardan biri değil mi?
Gitmek kırık kalplere iyi gelir mi?
Ben yokken acaba beni az da olsa özler mi, düşünür mü? Yazın birini bulur mu sevebileceği? Bir erkek?
Sorular, sorular, sorular.
Delirmemek işten değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder