10 Mayıs 2010 Pazartesi

the lights go out.

Işıklar yanar, ışıklar söner, günler geceleri, geceler günleri kovalar ama bazen zaman harbiden de bi halta yaramaz.

Çok kayboldum, korkuyorum.

Nasıl "çok" kaybolunur diye sorma, ben de bilmiyorum. Şarkı söylüyorum arada bir de.

Demişler ya şarkıda:
Kaybolursam şarkı söyle.

Ben söz dinlerim.

There is a light that always go out.
Fak.

Sigortalarım attı resmen onu görünce. Ne desem, nereye baksam, bakmasam mı bilemedim. Sadece özlemişim, hem de öyle çok özlemişim ki... Eve dönerken metrobüs durağında birini arkadan o sandım. Yarı yolda durdum, geri yürüdüm ve baktım, beynim o derece devre dışı kalmıştı.

Her şey aynı şekilde son hız geri mi geldi? Hayır. Belki daha az, belki daha çok şiddetli ama farklı olduğu kesin. Başka türlü bir şey olmuş bu, açıklayamıyorum.

Belki açıklamam da gerekmiyor.

Beni mutlu eden insanlar var hala. Onlarla vakit geçiriyorum sıklıkla. Bu aralar en çok duyduğum söz "nerelerdesin sen, seni hiç görmüyorum bu aralar". Bir şeyleri ya çok yanlış, ya da çok doğru yapıyorum, ancak zaman gösterecek hangisi olduğunu. Kimseye -istisnalar ve kaideler- gereğinden fazla bağlanmamaya, gereğinden fazla dayanmamaya çalışıyorum. İşe yarıyor da gerçi, kafam en azından bu konuda baya bir rahatladı.

Sonra, artık ödev yazmam gerek, ama yazamıyorum. Cidden, açık ve seçik bir şekilde yaz-a-mıyo-rum.

Yaz gelse de gitsem artık diyorum sık sık bir de. Birkaç zaman önce demiştim gerçi, ben aynı ben, sen aynı sen olduktan sonra, günler değişmiş, yerler değişmiş olsa ne yazar? Değişim tamamen mi ihtimal dışı peki? Sanmam, bilmem.

Öyle işte.

Işıklar söndü yine, demek ki sabah yakın.

Hiç yorum yok: