8 Nisan 2010 Perşembe

rengarenk.

Hayatın önemli anlarında, dönüm noktalarında falan müzik çalsa ya arkadan, kaçırmasak böylece, ne bileyim, ödül törenlerinde müziğin konuşmaları bölmesi gibi, bu sefer müzik başlamaya itse ya beni. Panik, mutluluk, heyecan, sıkıntı, hüzün, endişe ve neşe içindeyim. Gökkuşağı gibi oldum tam, her renk var, ne uygun değil mi?

Hayır, her şeyi geçtim, tek aradığım bir işaret iken, bildiğin tabela indi gökten. E daha ne istiyorum ben? Napıyorum, neden korkuyorum? En azından açılsam ya. Ya da denesem. Ne bileyim, öyle şeyler. Bu gece umutluyum ben. Pandora kutuyu tam zamanında kapatmış anlaşılan.

dengesiz kızın ertesi gece ekledikleri: Şu anda arka planda dünyanın en bunalım şarkıları çalsa ya. Ağlasam ya da sonunda bitirmeyi başarsam. Nefes alamıyorum şu anda, kalbim deli gibi hızlı atıyor. Odamın penceresine demir takıldığından beri onlarca kat arttı buranın eziciliği. Eskiden en azından bir umudum vardı, gecenin bir yarısı istersem pencereden atlar kaçardım. Bütün çıkış yollarımı teker teker kapatıyorlar. Kaçmak istiyorum. Her şey bitsin istiyorum. Bunalımlı ergenlere döndüğümün farkındayım ama olmuyor blog, ne yaparsam yapayım, devam edemiyorum, her gün yeni baştan başlamak beni yordu bitirdi. Bazen, ne yaparsan yap, olmuyor bazen...

Hiç yorum yok: