"5 stages of grief" olayı vardır ya hani. Ölümlerden sonra falan insanların yaşadıkları acının evreleri. Durduk yere aklıma geldi, bence gayet umutsuz aşıklara da uygulanabilir. (İtiraf ediyorum saatlerdir Dead Can Dance, The Cure vs. dinlemenin yol açtığı bir isyan da olabilir bu, tam da durduk yere değil yani, neyse)
Önce "denial" var, inkar. "Belki o da beni seviyordur, zaten sevgilisi de yok, geçen bana merhaba dedi, kesin onun da bana karşı duyguları var..." gibi, gerçekliği inkar eden halüsinasyona varan hastalıklı "o da beni seviyor" ruh hali. Gerçeklerin inkar edilmesi kısaca. Kişisine göre değişebilmekle birlikte en uzun süren evredir genelde. Kişi bu evrede günlük hayatın en normal, en sıradan yanlarını bile bir işaret olarak algılayabilir, kafasında senaryolar yazabilir.
İkinci evre "anger", yani öfke. "Neden beni sevmiyor, geçen mesaj attım geri dönmedi, bütün gün internetteydi bana bir merhaba demedi, bir kızla gördüm bunu bana nasıl yapar" Bu aslında en hastalıklı evredir, olmayan bir durumu kafasında yaratan özne, karşısındakinin haberi bile olmadığı bir durumdan dolayı ona öfke duymaktadır. Gerçi daha çok kendi salaklığına duyduğu bir öfke de olabilmektedir bu ama kendini bu şekilde gösterir.
Burada bir yol ayrımına gelir söz konusu kişi. Ya yeniden bir denial evresine dönüş yapacak ve dengesiz bir şekilde sevgi ile nefret arasında gidip gelecektir, ya da adam gibi bir sonraki evreye geçiş yapacaktır. Bu evre de çok sakat bir evre aslında, adam gibi dediğime bakmayın.
"Bargaining", pazarlık. Bu en salak evre işte. Hani özneyi önüne alıp iki tokat atasın gelir ya, aynen öyle bir durum. "İlk tanıştığımız gün ona gülümseseydim, daha neşeli bir insan olsaydım, daha ciddi, daha zeki, daha zayıf, daha kaslı, daha... o da beni severdi." Aniden saç rengi değiştiren, rejime giren, kendini geliştirmek için kurstan kursa koşanlar genelde bu evreden çıkar. (benzer bir vaka için, bkz. fakir ama gururlu genç sendromu) Sanki değişip karşısına çıkınca diğer kişi ne büyük hata yaptığını anlayıp - ki sorun o, söz konusu kişi hiç bir şey yapmamış - birden bire hayatımın aşkısın diyecek. Bunun bir de geleceğe dönük veriyonu vardır ki, "Tanrım seviyorsa bir işaret gönder, yoksa vazgeçeceğim, yarına kadar bana merhaba demez, aramaz ise bu sefer bitecek." pazarlığıdır, yapmayın, etmeyin diyorum, komik oluyor, boşuna hatları da meşgul etmeyin o sırada daha önemli şeyler dileyenler olabilir.
"Depression", depresyon, bunalım, dibe vuruş. Bu en kaçınılmaz evre zaten. Artık kendini değiştirmenin bir işe yaramayacağını, ve üstüne üstlük çok da saçma sapan bir taviz olduğunu anlayan, ama yine de içinde artık mum ışığından cılız bir umut kalan kişi kendini depresyonun uyuşuk, hissiz kollarına bırakır. Bol bol ağlar. Bir daha hiç mutlu olamayacağını düşünür. Kimse onun gibi değil, kimseye aşık olamam der, bir yandan bu hale geldiği için hem kendinden hem ondan hem hayattan nefret eder. "O beni hiç sevmedi ki. ben sevilecek bir insan değilim ki, beni kimse sevmiyor, bu dünya yaşamaya değmez." Benzeri sayıklamalar duyulabilir. Kişi bu evrede gözetim altında tutulmakla beraber çok da yalnız bırakılmamalı, arada bir hatrı sorulmalıdır. Yazıktır, günahtır.
Depresyondan çıkan kişiyi artık son bir evre beklemektedir: "Acceptance", yani kabulleniş. Adı bile güzel yahu. Neyse burada artık kişi gözünde büyüttüğü, idealleştirdiği, yüceleştirdiği, aşkına odak noktası seçtiği kişinin de normal bir insan evladı olduğunu fark eder, kendi kendine bu kadar acı çektirmiş olmasına güler. Bazı şeylerin zorlamaya gelmediğini anlar, "olmuyorsa olmuyor kardeşim" bakış açısına kavuşur. Kavuşur da...
Sonra da gider kendine yeni bir hedef arar. Böyle de salaktır söz konusu insan evladı. Ders almaz, aynı şeyleri oldurana kadar başka bileşenlerle dener. Bazen oldurur. Bazen olduramaz - ki o zaman aynı evreler yine geçerlidir.
Not: Söz konusu evrelerin süreleri ve sıraları kişiden kişiye değişebilmekte olup bu evreleri mal edip bir ona bir buna gireni bile tarafımdan görülmüştür. Bu yazının hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Evde tek başınıza denemeyiniz. Tamamen yıllar boyunca "kelin merhemi olsa başına sürermiş ama anlat bakalım"cılığın sonunda elde edilmiş görgül verilerle oluşturulmuştur. Fazla takılmayınız, keyfinize bakınız. İhtiyacınız olursa buyurup gelip anlatınız efenim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder