30 Ocak 2010 Cumartesi

Rüya Gibi...

Rüyalar ne garip şeyler... Ben çok rüya görürüm, birbirinden uzun, birbirinden deli rüyalar. Fiziksel olarak tükenmenin eşiğine gelmediğim sürece de kesilmezler. Gece uykumda konuşurum sık sık, hatta annemin dediğine göre cevap bile verirmişim sorulan sorulara böyle zamanlarda, tehlikeli bi durum tabi. Neyse konumuz bu değil bu gece. Dün gece bir rüya gördüm. Normal, sıradan bir rüya. Çok daha korkunçlarını, çok daha eğlencelilerini görmüşlüğüm vardır, konu açısından da gayet sıradan basit bir rüyaydı açıkçası. Liseye geri dönmüşüm rüyamda, ama lise şu anda alışveriş merkezi olduğunu bildiğim bir binaya taşınmış, tam dokuz katlı dev gibi bişi. Tam kapısının önünden geçerken dört adet lise hocasıyla karşılaşıyorum, gariptir, birini ne kadar uğraştıysam hatırlayamadım. İkisi edebiyat hocaları, özellikle sevdiğim hocalar da değiller. Hatta biri artık hoca bile değilmiş rüyamda, şirketin birine geçmiş. O zaman okulda ne işin var demek, aklıma gelmedi...
Ve en sona bıraktığım diğer hoca, adaşım Burcu hoca, hayatımda şimdiye kadar en büyük izi bırakmış olan insan... Daha onu görür görmez, rüyanın başında anladım rüya gördüğümü. Ama uyanmadım. Uyanmak istemiyorum diye düşündüğümü gayet net hatırlıyorum hatta. Uyanmadım. Sımsıkı sarıldım hocama, sonra koluna girdim, okula girdik grupça. Sekiz kat merdiveni beraber çıktık, konuşa konuşa. Deli gibi yorulmama rağmen inatla konuştum, dinledim, tırmanmaya devam ettim bir yandan da. Hayal olduğunu bile bile hasret giderdim.
Sonra bir anda uyandım. Gözlerimi açtığım andan beri içimde tuhaf bir boşluk hissi. 
Hayatımdan çıkıp giden insanları sevmek istemiyorum ben artık. Elimden gelse, hepsini unuturdum bir kerede. Değer verdiğim insanlar beni bırakıp gitmemeliler, her ne kadar gitmelerinin benimle hiçbir alakası olmasa bile. Kendimi hiç bu son zamanlardaki kadar yalnız hissetmemiştim ben, bugün, daha da yalnız hissediyorum. Rüyamda yalnız değildim. Kendimi tekrar ondört yaşındaymış gibi hissetmiştim bir süreliğine, o hayale geri dönmek istiyorum. Güvenebileceğim, konuşabileceğim, bana yol gösterecek, akıl verecek birinin eksikliğini öyle bir acıyla yaşıyorum ki... Biliyorum, yaşam benim etrafımda dönmüyor. İnsanlar kendi hayatlarını yaşıyor, kendi kararlarını veriyorlar. Ama yine de gidenler, her zaman benim canımı yakıyor. Her zaman. Ve bu gece ben uyumaktan korkuyorum. Bir gece olsun dinlenmek, sabah yorgun uyanmamak istiyorum...

Hiç yorum yok: