26 Ocak 2010 Salı

In Un'altra Vita...*

Elimden gelse, dünyanın en güzel bestesini yapar armağan ederdim ona, ya da dünyanın en anlamlı filmini çeker ona adardım. Belki bir kitap yazardım, başkarakterim o olurdu, ya da şiir yazardım, her metaforun altından o çıkıverirdi. Bir resim yapardım, en az onun kadar güzel olurdu. Bunların hiçbiri gelmiyor oysaki elimden. Yeteneksiz değilim, ama yaratacağım hiçbir şey ona yaraşamaz gibi geliyor. Ne söylesem boş, anlamsız kalacak gibi onun anlamlı sessizliğine karşı.

Elimden bir şey gelmiyor işte, susuyorum. Fark etmiştir belki, hoşçakal diyemiyorum ona konuşmalarımızın sonunda. Sessiz sedasız ayrılıyorum öyle. Hoşçakal dersem, ve bir daha dönmezse bu biraz da benim suçum olur mu acaba? Yoksa sadece elveda mı uyar bir daha görüşemeyecek insanlara? Böyle şeylere takılıyorum işte. Daha çnce hiç görmediğim şeyleri görüyorum dünyada, hiç duymadığım sesleri duyuyorum. Bana bunları sadece hayatımda var olarak yaşatan bir insana ne verebilirim ki ben?

Sadece sevgimi belki... Ne değeri var, bilinmez onun gözünde. Ama o kadar büyük ve o kadar benim ki o sevgi, belki korkar kaçar, ya da o da sever. Ama bilmiyor, ve bilmeyecek. Korkum, arzumdan daha kuvvetli olduğu sürece kimse bilmeyecek. Kendi içimde yanıp söneceğim ben. Sonra zaten bir bakacağız, bitmiş her şey. Herkes yoluna gitmiş, bu da bir diğer "keşke" olarak kalmış kalbimde.

*bir başka hayatta....