12 Ocak 2010 Salı

Ama ben, ben sahiden, ben her neysem işte...

Durduk yere Vega şarkısı dolandı dilime tam da The Smiths dinlerken deli gibi son üç-dört gündür. Gerçi final döneminde kendini The Smiths'e vurmanın sağlıklı hiçbir yanı yok, onu da biliyorum ama haleti ruhiyeme şu anda en çok Morrissey abimizin sesi tercüman olmakta, yapabileceğim bişi yok.

İçimde aptal bir umut yok da değil aslında. Aptal bir umut, çünkü ne zaman hayat beklentilere uymuş ki şimdi benim için uysun? Nankörlük ediyor da olabilirim, 2009'u güzel haberlerle kapatıp, deli gibi aşık olarak girmiştim yeni yıla. En kötüsü de o biliyor musun? I started something and I'm not so sure anymore. İşte öyle bişi... Şu anda yazmam gereken en az 5 sayfa yazı var Perşembe sabahı teslim edeceğim, ama yarına bırakmak geliyor içimden, son gün telaşı olmadan yazamıyorum resmen. İlginç.

Bu dönem nasıl geldi nasıl geçti anlamasam da, feci geçti. Valla bak, zorlanmaktan snirlerim gevşedi artık, günler geceler birbirine karıştı. Geceleri kabuslar görmeye başladım yine, ne zamandır rahattım oysaki ne güzel. Çığlık atarak uyandım geçen sabah. Saatlerce uyuyamadım sonra da. Korkuyorum, günün her saati, deliriyorum galiba, bilmiyorum. Yalnızım ya, çok yalnızım. hep böyle kalmaktan korkuyorum. Ait olduğum bir yer bulamamaktan korkuyorum, hep böyle kafası karışık ve mutsuz kalmaktan korkuyorum. En çok da korkunun kendisinden korkuyorum çünkü en büyük zayıflık korku, elini kolunu bağlıyor insanın.

Sonra uyuyorum, uyanıyorum. Günler geçiveriyor. Ne yaşamışım? hiç.

Hiç yorum yok: