Birini aklımdan çıkaramazken başka birine yer açıyorum beynimde ve kalbimde. Kendi kendime hiç bitmeyecek galiba dediğim sevgilerin bile belki de imkansızlıklarından ötürü o kadar kolay bir şekilde yerlerine başka ve yeni şeyler koyabilmem beni korkutuyor. Sarsılan inançlarım var, artık, hayatta hiç sarsılmayacak hiç tükenmeyecek bir sevgi olabileceğine dair inancım da sarsılıyor bu nedenle. Kendi kendimi yüz üstü bırakıyorum.
Dönmeme az kaldı, dönmeme değil de gerçi, işin bitmesine diyelim. Başladığı gibi son hızla bitecek bu yaz. Ben bir daha carina'yı hiçbir yerde hiçbir şekilde görmeyeceğim. Diğerlerini de. Ne garip değil mi? Bunu bilmeme rağmen inatla hoşlanıyorum kızdan. Yürüyüşü, o ciddi yüzü, kendinden emin tavırları, kıvırcık saçları, koyu teni, hafif çekik gözleri, parfümü, ses tonu, gülüşü, güldüğünde gözlerinin kocaman kocaman açılması ve çocuksu yüz ifadesi. İlginç olan, henüz tamamen duygusal ve entellektüel bir takıntıdan henüz kurtulamamışken tamamen fiziksel bir takıntı bulmuş olmam kendime. Uzaklaşmak, evet, işe yaradı ama sadece birinin yerini ötekisiyle doldurmaya çalışmamla oldu bu. Dönünce, belki bu yaz hiç yaşanmamış olacak. Bir süre sonra da belki ben ikisini de unutup gideceğim. Bilmiyorum.
Değişmeden kalan tek şey, içimdeki tutku. Birini sevmeye, birinin de beni sevmesine açım.
Canım yanıyor anne. Keşke sana anlatabiliyor olsaydım hissettiklerimi. Keşke sana sarılıp ağlaya ağlaya insanların benden nefret etmesinden ödüm patladığını, ama ne yaparsam yapayım duygularımın bir tek bu şekilde işlediğini anlatmak, aşık olduğum kızlardan sana bahsedebilmek isterdim.
Yapamıyorum.
Canım çok çok yanıyor, çünkü az bir mutluluğun bile benim için sizlerden uzak olmakla mümkün olduğunu fark ettim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder