21 Temmuz 2010 Çarşamba

bağlar.

Burada daha çok zaman geçirdikçe insanlarla da arkadaşlık ilişkileri kurmaya başladım doğal olarak. Çalıştığım ekibi genel olarak baya baya seviyorum, eğlenceli tipler. Saplantı için de müsait tipler var işte, bahsetmiştim. Onlardan biri de ju.li.e. Benim gibi olduğundan şiddetle şüphelendiğim biri aslında. Bugün off gününde gitmeyi düşündüğü bir festival/konserden bahsederken şaka olarak beni de götür dedim, olur dedi. Ciddi misin dedim, evet gel eğlenceli olur dedi. Yarın da o bizim otele gelecek, gece parti var, bizde kalacak. Öyle işte.

cari.na ise ayrı zaten. bugün işte görür müyüm merakıyla gittim, yok dediler, sonra gittik bir baktık orada. Yanına yaklaştık, baya bir sevindi. Dedim, bu ne mutluluk, dedi ben hep kapanış çalışırım, bugün açılış çalıştırdılar, kimseyi tanımıyorum. "I'm like, where's burcu?" dedi. Adımı doğru söyledi. "Ooh, she missed us" dedim, şakaya vurdum ben de. Sonra beni istediğim yere verdi yine çalışmam için. Neden bu kadar güzel olmak zorunda ki? Neden sonunda adımı öğrendi ki? Ben ne güzel kendimi yerden yere vurup benim farkımda bile olmadığını düşünmekteydim. Bir de özellikle benim adımı söyledi ya orada... Tayvanlıların isimleri amerikan isimleri olmasına rağmen çaba harcadı ya...

Of ben neden bu kadar salağım?

j. bana bildiğin müsaitim, kimseyle beraber değilim dedi, ve ben gittim ne dedim, evet, dedim ki ben de yalnızım ama üç ay için de kimseyle birlikte olmayı düşünmüyorum. Yalancıyım işte. Korkuyorum sadece.

Hep korkuyorum.

Hiç yorum yok: