İyiyim ben bu aralar, iyiceyim. Orta halliden iyice. Küçük şeylerden mutluyum, kafam bomboş, ruhum da. Ne merak ediyorum artık, ne bekliyorum, ne çabalıyorum. Okuluma gidip, derslerime çalışıyorum, kalabalıklar içinde duruyorum elimden geldiğince, kendime istediğim her kitabı alıyorum, istediğim tüm filmleri izleyip kafama göre müzik dinliyorum uzaklaşmak istediğimde.
Aslında sürekli müzik dinliyorum, ses olsun diye. Aynı şarkıyı 20 kez üst üste dinleyip fark etmiyorum bile çaldığını. İçimde sürekli bir boşluk var. Ne yemekle, ne uykuyla, ne eğlenceyle doluyor şu anda. Yalnızlık boşluğu o, biliyorum. Ne zaman artık canım acıyacak kadar yoruluyorum, o zaman hissetmiyorum o boşluğu. O zaman aklımın ucundan bile geçmiyor bazı kişiler.
Çok güzel bir günün sonunda keşke o da yanımda olsaydı - bu aralar, keşke ona anlatabilseydime dönüştü gerçi - demek gibi bir şey. Sık sık ve her zamankinden kolay sarhoş olmak gibi. Bu sefer cidden hayatın nasıl bir yön alacağını bilmemek gibi.
Ama dedim ya, iyiceyim ben bu aralar aslında. Yüzüm sıklıkla gülüyor. Alıştım yine kendi sıkıntıma. Bir başkası seni severken kendini sevmek daha kolaymış aslında. Aynaya baktığımda ilk gördüğüm mor gözaltlarım oluyor benim. Zaten beni neden ve nasıl sevebildiğini hiç anlayamamıştım ya, neyse. Yine de kendimi sevmeye çalışıyorum ben, aynaya bakıp gülümsüyorum kendime, bazen sırıtıyor o ifade yüzümde, eğreti duruyor ama benden başka fark edenini henüz görmedim.
İnsanlara gelince, insanlar hala aynı insanlar. Bazıları bilmeden çok iyi geliyorlar bana, hiçbir şey yapmasalar bile, nefes aldıklarını bilmek yetiyor. Bazı insanlar da yine bilmeden yıkıp geçiyorlar, ne zaman etraflarında olsam kırılıyorum, dayanamıyorum. İnsanlar hep aynı insanlar. Ben hep aynı ben.
Kendimden çok başka insanların sıkıntılarına odaklanıyorum, başka insanların mutluluklarına seviniyor, daha büyük şeyler için çalışıyorum. Kendi sorunlarım çözümü mümkün olmayan, zamana bırakılması gereken şeyler, biliyorum. Ondan susuyorum.
İnsanlar çok gürültülü geliyor yalnız bana. Herkes bağırıp çağırıyor, herkes bir şeyler istiyor, herkes ne istediğini biliyor, herkes, benden başka herkes istediği bir şeye ulaşmak için debeleniyor sanki. Bense tak başıma bir aptal, ne yapacağını, ne istediğini bilmez bir şekilde öyle vakit geçiriyorum. Hem her şeyi kaçırıyorum gibi geliyor hem de fazla içerisindeyim gibi hayatın. Deliriyorum bazen. Bekleyemiyorum. Sonunda her şeyin güzel olacağından emin olmak istiyorum.
Ama diyorum ya, iyiceyim. İyice olduğum halim buysa, diğer halimi görmeyin diyorum içimden. Kimse görmesin. Göremez zaten. Görebilecek tek insan da zaten öyle bir seçeneği benim için tamamen yok etti. Bir daha sanmıyorum ki ben kimseye o kadar bağlanabileyim. Değmez gibi geliyor. Hayatımda ilk kez korkularından yaşayamayan insanları anlıyorum.
Zaman, zaman, zaman, zaman, zaman. Çok hızlı geçiyor aslında. Ama yine de yavaş. Yapacak bir şeyi olmayan insan için, beklediği bir şey olmayan bir insan için, zaman çok anlamsız bir kavram. Ben anlamsızlığı hatırlıyorum şimdi, öğreniyorum demiyorum, hani çok da bilmediğim şeyler değildi zaten bunlar bana. Ama istemiyordum geri dönmek, yalnız kalmak istemiyordum.
İyiceyim ben bu aralar. Yalnız bazen duruyorum, yeterince yalnız kalmadım mı ben diye soruyorum kendime. Cevap da vermiyorum artık, nasılsa ne cevap verirsem vereyim değişecek bir şey yok. Sadece ben varım. Anlatabildiğim ve anlatamadığım şeyler var. Yazmak ve yazamamak var, kendi yazdıklarımın bana iğrelti gelmesi var, sesimi kaybetmek var. Bunları yazarken bile kahretsin çok ergen oldum, hele o kahretsin lafı, tam dublaj türkçesi oldum demek var. Başkalarının düşüncelerini fazlasıyla umursamaya geri dönmek var.
Ama iyiceyim. İyiyim. Kendime bunu ne kadar çok tekrarlarsam, o kadar iyi olacağıma inandım ben. Onun için iyiyim.
İyiceyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder